SON DAKİKA
Hava Durumu

Kuşaktan-Kuşağa- Eğitim (Rasim Şahinkaya)

Yazının Giriş Tarihi: 14.07.2022 07:39
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.07.2022 07:39

Kuşaktan Kuşağa röportaj serimizin ilk konuğu duayen eğitimci, 25 yıl öğretmenlik, 12 yıl da idarecilik yapan, hayatının her bölümünde eğitimle iç içe olan, öğrencilerinin Rasim Amca’sı, Rasim Şahinkaya.

Bugünlerde Z kuşağı olarak adlandırılan Genç muhabirimiz Kerem Çelebi ömrünü eğitime adamış,Şahinkaya okullarının kurucusu Rasim Şahinkaya ile konuştu..

Röportaj:Kerem Çelebi

 

Merhabalar, öncelikle teşekkür ederim benimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için. Hiç hız kesmeden başlıyorum.Ömrünüzün büyük bir kısmı Eğitimle iç içe geçmiş. Bir anınızı anlatır mısınız?

-Samsun’da çalışırken, yan sınıfımda okuyan Ali diye bir öğrencimiz vardı. Annesi rahmetli olmuştu. Dersleri çok da iyi değildi. Öğretmeni sınıfta bırakacaktı. Müdüre gittim dedim ki “Müdür bey Ali’yi bizim sınıfa alalım. Müdür dedi ki “Hocam senin sınıfın seçme sınıf, Ali’yi oraya alamayız.” O gün dedim ki “Müdür bey eğer onu benim sınıfıma almazsan yemin ederim ki öğretmenliği bırakırım. Benim de babam yoktu, onu en iyi ben anlarım.” Ali benim sınıfıma alındı. Bir süre sonra sınıfta silgiler kaybolmaya başladı. Bizim sınıfta böyle şeyler olmazdı. Bir gün Ali yokken çocuklarla konuştum dedim ki Ali’yi Sınıf malları koruma kolu başkanı yapalım. Malı hırsıza emanet etme hesabı. Dedim “Ali artık bu sınıfın her şeyi sana emanet. Sen gözcülük edeceksin.” Sonra baktım Ali ödev yapmamaya başladı. Onu öğretmen yardımcısı yaptım. O herkesin ödevini kontrol edip imza atardı. Ben sadece onun ödevini kontrol ederdim. O çocuk bir gün ödev kaçırmadı o günden sonra. İlkokul 5. sınıfın son günleriydi. Ben normalde sınıfıma müdür almam. Müdür ısrar etti, zaten son günler diye müsamaha gösterdim. Müdür bey geldi, dedi işte  “Benim karnımın şurası ağrıyor. Şuralara da etki ediyor falan.” O Ali çıktı dedi ki “Öğretmenim safra kesenizde sorun olabilir.” Müdür bey dedi “Ne olur gel bir kahve içelim.” Dedim “Olmaz bu kadar öğrenci var.” Dedi “Gel 5 dakika için hizmetli bakar, zaten senin sınıfın ses yapmaz.” Neyse gittik odasına dedi ki “Ben iki hafta içinde safra kesemden ameliyat olacağım. Bu çocuk bu yaştaysa ileride ne olmaz ki.” İyi çocuk kötü çocuk yoktur. Sen öğretmen olarak o sevgiyi kurduysan, o çocuk her şey olur. Sırf o sevgiyi kaybetmemek için her şeyi yapar…

Anladığım kadarıyla siz işinizde en iyisi olmak için çok çalışıyorsunuz.

– Cihat diyorlar ya, benim nezdim de sadece İslam uğruna savaşan değil, işinde en iyisi olmak için çalışan da cihat etmiş sayılır. Benim mesleğimde de eğer öğrenciyi iyi okutmazsam bana hesabını mahşerde sorarlar. Bir de okutmadığın öğrenciden de sorumlu hissediyorsun. Bak ben 2008’den beri emekli maaşı almadım hiç. Bu kadar arazim var, meyveleri satılır, parası bana gelmez. Yardıma muhtaç köy okulları var. Oraya gider, kitap olur, kalem olur, duvar olur, boya olur ama o öğrenci öyle okur. Bu o çocukların da hakkı. Ben kendim köyden geldim. Zorluğunu bilirim. Ama benim de kriterim vardır. Ben yardım ederim de karşılığında başarı isterim. Bu köylere de bizzat kendim giderim. O çocukların o gözlerinin gülmesini görünce dünyanın en zengin insanı benim. Bazen veliler diyorlar biz de yardım edelim. Tamam. Nasıl yapalım? Her sene bir köyü kurtaralım. Mesela her sene bir köyün fidan masrafı ne kadarsa bölüşelim ödeyelim ki köylünün parası kendine ve evladına kalsın. Diyorlar “Yok hocam biz onu yapamayız.” Ya niye yapamayacakmışsın ya. Sen al götür o zaten diker. Ben sana git fidan dik demiyorum ki. Diyor ki “Yok, olmaz. Biz sizinle gelelim size yarenlik edelim.” Benim fedaiye ihtiyacım yok ki, benim yardım edecek adama ihtiyacım var. Ama Allah’a şükür biz bir yapıyorsak çocuklarımız 100 katını yapıyorlar. Oğuzhan mesela geçen Yeryüzü Doktorları’nı aramış. Bir hastalık varmış Afrika’da çocukların gözleri açılmıyormuş. Onları ameliyat ettirmiş. Çad’da su kuyusu açtırmış. Bunları yapmak lazım. Biz insansak onlarla insanız.

Diğer soruma geçiyorum öyleyse. Bursa’da yerel bir kurum olarak kalmak sizin kendi tercihiniz mi, yoksa ileride Türkiye’de ulusallaşmayı düşünüyor musunuz?

– Evladım gidemediğim köy, bizim değildir. “Orada bir köy var, uzakta” demiş şair. Eskişehir çok istedi. Peki ben her gün oraya gidip okulu nasıl kontrol edeyim? Başarı düşer. Şahinkaya başarısız olmuş derler. İşte geçende Karacabey’den geldiler. “İsim hakkını bize verin, şu kadar para.” Benim paraya ihtiyacım yok. “İyi çalışmazsınız, bu Şahinkaya ismini yıpratır.” dedim.

Üniversite projeleri hakkındaki düşünceleriniz?

– Biz hanımla beraber Oğuzhan’a olmaz diyoruz. Yani yapmak zor değil de bize bu kadarı yetiyor. Şimdi o da olursa çocukların yaşamaya vakitleri kalmayacak. Yoksa yeri falan hazır. Anlaşmaları yapıldı. Ama fazla yük binecek sırtlarına. 1000 tane çalışanın varsa 1000 tane dert biner sırtına. Herkesin sıkıntısı ayrı. Günde yiyeceğin bir tane ekmek. Fazlasını desen kilo alacağım diye yemiyorsun. Ne gerek var kendini yıpratmaya?

Serhan’a yapma deyip anlattın mı “Tamam baba” der anlar. Ama Oğuzhan aklının bir köşesine taktı mı gelir gider bunu yapmak için. Dershane zamanı bir gün spor araba almak için para istedi benden. Bende para yok oğlum dedim. Yeğenim var, Erdoğan hoca. Abi demiş “Babam bana para yok diyor. Araba alacağım sen bir sorsana.” Geldi bana dedi “Amca, paran var mı?” “Var oğlum.” dedim. “Yahu şu çocuğa araba al da kurtar bizi. Her gün geliyor soruyor.” En son aldık. Bineyim dedim. Bir oturdum yer minderine oturmuş gibi. Dedim “Ben bir daha bu arabaya binmem.” Öbürleri daha oturaklı. Oğuzhan’ın biraz daha böyle zevkleri vardır. Ama şükür ki çocuklarımız iyidir. Öyle abuk sabuk fotoğraflarını falan göremezsiniz. Evlerinde aileleriyle geçirirler zamanlarını.

Şimdi size seçenekli sorularımız var. İki seçenek sunacağız ve birini seçmenizi isteyeceğiz.Her ikisini de yaptığınız için soruyorum. Öğretmenlik yapmak mı daha zor yoksa idarecilik yapmak mı?

-İdarecilik. Çünkü öğretmenken bir sınıftan sorumlusun ve sadece bu sınıf senin sorumluluğun. Ama idareciyken tüm kurumdaki öğrenci-öğretmen herkesten sorumlusun. Bir de idareciyken illa ki bir kırgınlık oluyor. Yeri geliyor öğretmenle devam etmemek gerekiyor. O öğretmene onu söylemek, kalbini kırmak demek. O kısmı zor.

Peki emeklilik mi, çalışmak mı?

-Emekli değilim ki ben. Hala her sabah 6’da kalkar işe koyulurum. Okul zamanı herkesten önce gider okulun kapısında öğrencileri beklerim. Okul yokken de kalkar ağaçlara bakarım, hayvanlara bakarım. Ama tabii ki öğretmenlik bir sevda. O günleri özlememek mümkün değil.

Röportajımızın ilk yarısı sona erdi. Çok teşekkür ederiz. Biz verdik kıssayı, gençlik çıkarsın hisseyi. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.