SON DAKİKA
Hava Durumu

KUŞAKTAN KUŞAĞA-RECEP ALTEPE

Yazının Giriş Tarihi: 14.03.2023 14:24
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.03.2023 14:24

“Kuşaktan kuşağa” söyleşilerinin bu haftaki konuğu Eski Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’idi… Samimi sohbet havasında geçen ve keyifle okuyacağınız söyleşide belkide herkesin sormak istediği sorunları sorduk Altepe’ye..

Çook şey söyledi.Sitem etti..Belki de bugüne kadar söylemek istediklerini söyledi..Bursaspor’dan,kentsel dönüşüme kadar  yaptığı çalışmaları anlatırken,neden görevden istifa ettirildiğini hala anlamadığını ifade etti…

Söyleşi-KEREM ÇELEBİ

 

+Efendim Kuşaktan Kuşağa programımızın yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Bu bölüm konuğumuz Sayın Recep Altepe. Hoş geldiniz efendim. Sizi konuk etmek bizim için büyük bir onur.

-Hoş bulduk efendim. Siz de hoş geldiniz.

+Öncelikle teşekkür ederiz bizi kabul ettiğiniz için ve bizi konuk ettiğiniz için. Takribi 10 soru kadarlık bir programımız var. Tamamiyle sizin şahsi fikirlerinize hitap eden bir format. İsterseniz başlayalım. Hepimizin bildiği üzere bu aralar gündemde oldukça yer bulan bir konu deprem konusu. Siz de Bursa Büyükşehir i’nde 8, Osmangazi Belediyesi’nde 5 yıl olmak üzere 13 yıl belediye başkanlığı görevi üstlendiniz. Belediye başkanlığı döneminizde depreme karşı ne gibi önlemler almıştınız?

Şimdi tabii aslında deprem konusu en önemli konu.  Belediyecilik  açısından da, yerel açıdan da. Çünkü bizim kentimiz Türkiye’de en hızlı büyüyen şehir. Bursa her yıl ortalama bir Çanakkale kadar büyüyor. Ortalama yıllık konut ihtiyacı 13.000-14.000 aralığında olan bir şehir. Tabii şehrin planlı şekilde büyütülebilmesi, imar planlarının yapılması ve denetlenmesi kolay değil.

Yıllarca bu işler Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yürütülüyordu. 1990’lı yılların sonuna kadar bu böyleydi. Tüm projeler ve planlar orada onaylandığından Bursa’nın projeleri pek onaylanmıyordu. Bursa hep ova gözüktüğü için tüm projeler reddediliyordu. Bu yüzden de vatandaş kendi bildiğince, kendi parseline inşaatlarını yaptılar. Anca 90’ların sonlarında, büyükşehirler kurulmaya ve yetki belediyelere verilmeye başlandı. Tabii o zaman yapılaşmaların çoğu yapılmış ve mahallelerin çoğu kurulmuştu. Biz geldiğimizde de yeni bir şey yapmadık zaten. Bizden önce her bölgede planlar yapılmıştı. Büyükşehir kurulduğundaki Doğru Yol Partisi dönemi, sonrasında gelen Anavatan Partisi dönemi, ve daha sonra Demokratik Sol Parti dönemi planlamaların yapıldığı dönemdi.

Özellikle DSP dönemi 1999’un Nisan ayında iktidar oldu. 1999’un 17 Ağustosunda deprem oldu. İşbaşı yaptıktan 4,5 ay sonra deprem oldu ve bütün sistem yeni baştan yapıldı. Ben de o zaman Fazilet Partisi belediye meclis üyesiydim. Önceki dönem de Refah Partisi’nden belediye meclis üyesiydim. 10 yıl belediye meclisinde muhalefet sözcülüğüm var benim. Ben meclis üyesiyken tüm planlar tekrar elden geçirildi. Zemin etütleri yapıldı. Yapı denetim şirketleri kuruldu. Her şey hazırlandı. Sonrasında biz geldik. Biz geldiğimizde bunlar zaten hazırlanmıştı. Ben de zaten bu işin içindeydim. Biz gelince ne yapabiliriz dedik ve kentsel dönüşümü başlattık. Yapılması gereken tek şey var. Şu an elimizde bir yapı stoğu var. Bu yapı stoğu riskli ve sıkıntılı. Bu binaların yarısından çoğunun yenilenmesi gerekiyor çünkü 1999 depreminden önce yapılan binaların hepsi yetersiz ve dayanıksız. Mesela o zaman kullanılan demirin iki katı kullanılıyor şu an. O güne kadar elle dökme beton kullanılıyordu, şu an hazır beton kullanılıyor. Kum aynı şekilde, malzeme aynı şekilde.

Bilinç de oluşmaya başladı. O yüzden milat 1999-2000’dir yani. 2004’ten sonra da hazır beton kullanma zorunluluğu geldi. Aslında yapı sağlamlığı da 2004’ten sonra arttı diyebiliriz. Demir hem şimdinin yarısı kadardı hem de düz demir kullanılıyordu. Şimdi artık nervürlü demir kullanılıyor hem de eskinin iki katı kadar. Beton bloklar, zemin sistemleri, temel sistemleri…

Bunlar hep sonradan kullanılmaya başlandı. Bir zaman sonra hepsi bir düzene oturdu. Biz de artık kentsel dönüşüm ve mevcut yapı stoğunun yenilenmesi üzerine çalışmalarımızı başlattık. Deprem konusu çokça konuşulup tartışılmıştı. Biz de artık inşa sürecine geçme ve yenileme amaçlı çalışmalara başladık. Ama haliyle bunlar biraz zaman alıyor çünkü buradaki en önemli faktör vatandaş. Vatandaşın bilinç, eğitim ve kültür seviyesi. Şimdi siz binanızın yıkılacağını biliyorsunuz.

Örneğin Mudanya’da deprem oldu. Birçok bina çatladı. İnsanlar ne yaptı? Yazı dışarıda geçirdiler. Kışın çatlakları sıvayıp geri evlerine döndüler. Mudanyalılar 24 yıldır çatlak, patlak, çürük binalarda oturuyorlar. Her an deprem olabilir ve bina çökebilir. Bunun için ne lazım?  Öncelikle vatandaşın bilinçli olması lazım. Ben o çatlak binada oturacağıma şimdiden kendime bir çadır alırım. Orada yaşarım. Çünkü deprem her an olabilir. Olduğu anda da ben çoluk çocuğumla o binanın altında kalacağım. Bir baraka kurar orada yaşarım. İnsanlar bunu yavaş yavaş anladılar.

Bu son deprem de büyük bir musibet tabii ki. İnşallah bu da bize ders olur. Demişler ya “Bin nasihatten bir musibet evladır.” diye. Şimdi artık binaların nasıl yıkılıp çöktüğünü gördük. Kimse şu andan sonra vakit kaybetmesin. Biz, bizim dönemimizde bize gelen neredeyse tüm kentsel dönüşüm ve yenileme projelerini onayladık. Elimizin altından yaklaşık 400 dosya geçti. Yanlış hatırlamıyorsam 13.000’den fazla daire yenilendi. Bu daha da fazla olabilirdi fakat biz bunları yenilemeye uğraşırken vay efendim kentsel dönüşümün sosyal yönü, kentsel dönüşümün politik yönü, kentsel dönüşümün çiçek böcek yönü derken birçok mahkeme kararıyla uğraştık. 0.50 emsal artışları durduruldu. Biz bu 0.50 emsal artışıyla başladık işe. Biz bunu özellikle otellerde başlatmıştık. Biz geldiğimizde Bursa’da düzgün otel yoktu. Çelik Palas tadilata girince Bursa’da kimse konaklamamaya başladı. Hemen 0.50 emsal artışlarıyla otel yapımlarını başlattık. Özellikle 5 yıldızlı oteller için. İlk olarak Hilton’dan başladık. Şu an da hala devam ediyor. Bursa’nın her yerinde yapılan turistik tesisler için +0.50 emsal artışı veriyor. Bu çok güzel bir uygulama oldu. Bursa’nın her yeri otel oldu. Bu kentsel dönüşüm sırasında da gündeme geldi ve dedik ki aynı emsal artışını kentsel dönüşüm yapanlara da verelim.

Çünkü mevcut yapı stokunu yenilemek için kooperatif geliyor. 180 daire. Bu insanlar ya işçi ya da emekli memur. Bu insanların gücü nasıl yetecek. Sizin bu insanlara ek daire hakkı vermeniz gerekiyor. O ilave daire de müteahhidin karı olacak ki bu binalar yenilensin. Mesela vatandaş şu an ne kadar emekli maaşı alıyor? 5.000-6.000 lira arası. Bununla ay sonunu zor getiriyor. E şimdi bu adam nasıl daire yenileyecek?

Mecbursunuz çözmeye. Vatandaş da fedakarlık yapıp “Ben 100  dairemi vereyim, 50-60  daire alayım.” demiyor. Böyle bir şey de söz konusu değil. Bu sefer mecburuz bir miktar vermeye. Biz de bunun çözüm yolunu aradık. Bu çözüm teklifimiz çok uygun görüldü. O zaman Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yalnızca Bursa’ya 0.50 emsal artışı yetkisi verildi. Biz de yapabildiğimiz kadar yaptık. Yürüyebildiğimiz kadar yürüdük. 13.000’den fazla konut yenilenmiş oldu. Daha devam etseydi daha da çok olabilirdi. 20.000’lerden bahsediyor olabilirdik. Ancak maalesef bizden sonra durdu. Şimdi umudumuz tekrar başlaması yönünde.

+Teşekkür ederiz. Hazır lafı geçmişken depremde hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarını ve sevdiklerini kaybedenlere ise baş sağlığı diliyoruz. Sıradaki sorumuzla devam ediyoruz. Sizinle ilgili araştırma yaparken bir şeye rastladım. Siz sanırım Sayın Cumhurbaşkanımızla askerlik arkadaşıymışsınız. Şayet anlatmak isterseniz bizimle bir askerlik anınızı paylaşır mısınız?

-Şöyle, yani biz Sayın Cumhurbaşkanımızla askerlikte yan yanaydık. Tuzla Piyade Okulu’nda. 1 Nisan 1982 döneminde bir araya geldik. Yanımızda bir Kasımpaşalı arkadaşımız daha vardı. Üçümüz o dönem hep birlikteydik. Özellikle tabii bizim samimiyetimiz, siyasetten geldiğimiz için ve aynı teşkilattan olduğumuz içindi.

Yoksa bizim aynı bölükte Bursa’dan 3-4 kişi daha vardı. Onlar Sayın Cumhurbaşkanımızı tanımazlar. Ben üniversite dönemlerimde mühendis-mimar grubunun Milli Görüş başkanıydım. Rahmetli Erbakan Hoca ile yurt gezilerine giderdim. 1978 yılında ben Ankara Gençlik Kolları başkanıydım. Kendisi de teşkilattan gelmeydi. Aynı gençlik teşkilatından gelmeydik. O da Beyoğlu teşkilatından gelmeydi. Bu yüzden de oldukça samimi olduk. O zamandan birçok anılarımız var elbette. Sohbetlerimiz olurdu. Kandil geceleri kutlamalar düzenlerdik. O zaman da Sayın Cumhurbaşkanımız öncülük etti bu planlamalara. Gitti, Tümgeneral Hakkı Kaya’dan izinleri aldı. Orada da çok aktifti. Hep o günden beri de beraberdik. Bizim asker arkadaşlığımız rastgele yan yana gelmekten çok siyasi birlikteliğimizdendi. O sonra kurada kendi evine en yakın askeriyeyi çekti. Hastalı çekti. O dönem evinden gidip geldi. Ben de Çekmeköy çektim. İkimize de İstanbul denk geldi. Üçüncü arkadaşımız Kars çekmişti. Kısmet. Sonrasında Tayyip Bey İstanbul il başkanı oldu Refah Partisi’nden. Bursa’ya geldiğinde de tüm programları beraber yapıyorduk. Uzun yıllar hep bu şekilde devam etti. 1982’de tanıştık. 41 sene olmuş.

+41 yıl bayağı etkileyici bir süre gerçekten. O zaman sıradaki soruyla devam edelim. Siz tabii Bursa’ya bir çok projeye imza attınız. Şu an geriye dönüp baktığınızda, Bursa’ya katma değer olarak şunu kattım, iyi ki yapmışım dediğiniz neler var?

-Aslında her konu çok uzun. Ben size sadece kentsel dönüşüm anlatsam, 2 saat buradan çıkamayız. Mesela kentsel dönüşümle ilgili biz daire başkanlığı kurduk. Sahillerle ilgili daire başkanlığı kurduk. Bu bile başlı başına bu konulara ne kadar değer verdiğimizi gösterir.

Neden kentsel dönüşüm?

Çünkü bu şehri yenilemek lazım. Bu şehri biz yenilemezsek, deprem yenileyecek. Buna emin olun. Ne oldu Hatay?  Ne oldu Kahramanmaraş?  Yerle bir oldu. Şimdi o bölgelerden hep bizi arıyorlar. “Başkanım, ne yapacağız?”  Ya ben başkan değilim. “Ama bizim çarşılarımız yıkıldı. Sen bu işi biliyorsun.” Çünkü o çarşıların birliğini hep biz kurduk. Bursa hepsinin öncüsüydü. Burada ne yaptın diyorsunuz da, belediyecilikte birçok şey bizimle başladı zaten. Bursa’da otel yoktu. Bursa’da kentsel dönüşümün etrafında dolaşılmıyordu. Bugün televizyonlarda konuşan, başta oda başkanları olmak üzere, hepsi kentsel dönüşümün aleyhine çalıştılar. Hepsi mahkemelere koştular. Biz iş yapmaya uğraştık. Vatandaşa “Aman, öleceksiniz!” dedik. Ben bizzat çıktım dedim ki: “Beni sakın bu binalara çay içmeye çağırmayın. Ben gelmem. Bu binalar yaralı. Ben canımı sokakta bulmadım. Biz çay içerken deprem olsa binanın altında kalacağız. Gelin çayı bahçede içelim.” dedim. İkna olmayan birçok kişi böyle ikna oldu.

Bursa’da tarihi eserleri ilk defa biz gündeme getirdik. Bursa’nın tüm çarşıları bizim dönemimizde yapıldı. Tüm tarihi eserler restore edildi. Bakın bu kitapta 758 proje var. Bursa’nın Tarihi Eserleri. Köylerdekiler dahil. Şu an restore edilecek eser kalmadı. Hepsini restore ettik. Çarşılarda 2400 dükkan komple yeniden restore edildi. Tüm caddeler aynı şekilde. Bursa’da 19 tane spor tesisi vardı. 250 spor tesisi kurduk ilaveten. Buna Timsah Arena da dahil. Sadece 12 tane kapalı yüzme havuzu yaptık. Sahiller bizim dönemimizde gündeme geldi. Sahiller Daire Başkanlığı kurduk. Bizden yıllar sonra öbür şehirler kurdu. 2 daire başkanlığı kurduk. Sahiller ve Kentsel Dönüşüm. Ana konumuz bunlardı. Tüm sahilleri baştan başa düzenledik. Kırsalla ilgili ilk belediye iştirakli tarım şirketini biz kurduk. Çok dikkat çekti o dönem.

Başta rahmetli Başkan Kadir Topbaş olmak üzere. Tarım şirketiyle tüm kırsala destek verdik. Göletler yaptık. 30 yıldır Devlet Su İşleri’nden bekledikleri göletleri biz yaptık. Tüm kırsal alandaki yatırımlar, tüm yaylalar, tüm sıcak su kaynakları. Ne kadar termal kaynak varsa o kadar tesis projesi yapıldı. Yapılanlar yapıldı, bazısı da bıraktığımız yerde kaldı. Yani kırsal da hizmeti bizim dönemimizde aldı. Tarihi eserler de gündeme geldi.

Bursa, müthiş bir tarih şehri. Ama dünya tarafından bilinmiyordu. Her yeri UNESCO’ya biz soktuk. Külliyeleri biz soktuk, Cumalıkızık’ı biz soktuk, çarşıları biz soktuk. İznik’i de sokmak üzereydik. İznik’le ilgili de tüm çalışmaları bizzat başlattım. Orada gölün içinde bazilikayı bulduk. İncil’in 4’e düşürüldüğü yer. Şu an göl çekilmiş olmasına rağmen bir şey yapılmıyor. Biz gölün içinde çalıştık son ana kadar. Her şeyin kıymeti bilindi. Bizim dönemimizde ilk yıl Bursaspor şampiyon olacak dedik. Kimse inanmadı. Şampiyon olduk. Bakın duvarda resmimiz var. Bu şampiyonluk bizim projemizdi. Kimse hayal bile etmiyordu. Takımın hedefi dördüncülüktü. 2 en iyi futbolcumuz satılmıştı. Daha gitmeden Sercan ve Volkan’ı vermekten vazgeçtik. O dönem fabrika fabrika gezip herkesten ikişer ikişer para toplayıp, Bursaspor’u şampiyon yaptık. Ondan sonra bıraktık ve olay bugüne geldi. Bursa’da gemi işletmesi yoktu. Uçak işletmesi yoktu. Helikopter işletmesi yoktu. Hepsini biz kurduk. Havaalanı yoktu. Biz yaptık. Anlatılacak çok şey var. Uludağ’ın düzenlenmesini gündeme getirdik. Vermediler. Verseler şu an bambaşka bir yer yapacaktık. Ama hala öylece duruyor. Aldığımız her yetkiyi sonuna kadar kullandık. Hepsinde ayrı bir hikaye var. Hepsini tek tek konu olarak işlemek lazım.

+Siz hazır Bursaspor’dan bahsetmişken benim de onunla alakalı bir sorum var. Recep Altepe döneminde şampiyon olan, Avrupa kupaları oynayan, ilk sıraları zorlayan dişli bir Süper Lig takımı olmuş bir Bursaspor var. Recep Altepe döneminden sonra 5-6 yıl içinde oralardan 3. Lig’e kadar düşen bir Bursaspor var. Sorum şu: Sizce Bursaspor sizden sonra öksüz mü bırakıldı ki bugün hak ettiği yerde değil..

-Şimdi ben size birazdan burada gösteririm benim 8-9 yaşında resimlerim var Yeşil-Beyazlı formayla. Bakın üstümde de rozet var. Bu rozet takma adetini ben getirdim. Benden önce kimse Bursaspor rozeti takmıyordu. Bursaspor yöneticileri, bazı başkanları bile zor takıyordu. İsim vermeme gerek yok. Ayıp olur. Bunları biz yerleştirdik. Bursaspor’la ilgili birçok şeyi başlattım. Şampiyonluk diye bir hedef yokken şampiyon yaptım. Ertuğrul Sağlam: “Biz şampiyon olmak için takım kurmadık. Bu kadroyla ancak 4. oluruz.” dedi. Başkan İbrahim Yazıcı da aynı şeyi söyledi. Ben dedim “Şampiyon olacağız.” Sonrasında kalıcı gelir çalışmalarına başladım. Mesela hala BESAŞ Ayran alın. Arkasında Bursaspor logosu var. Ne demek bu? Yüzde 10’u Bursaspor’a gidecek. Firmaları sıraya dizdim. Dedim ki “Herkes en az bir ürününün yüzde 10’unu Bursaspor için ayıracak.” Tüm firmalarla görüştüm. Kestane şekercilerle başladık. Dönemin Bursaspor yönetimi bir türlü kabul etmedi. Kardelen firması, anlaştık yüzde 10’unu verecek. Hemen ilk fırsatta duyuralım. Bursaspor Kestane Şekeri. Uludağ Gazoz’la görüştüm. Enerji içeceğini yapabiliriz dedi. Yüzde 10’u olmaz ama yüzde 5 yaparız dediler. Tamam dedim. Büyük para ediyor. Hepsi kaldı. Yönetim sıkıntı çıkardı. Yapamadılar. Ben her şeyi hazırladım. Organizasyonu da yaptım. Belediyeninkiler hala devam ediyor. BESAŞ Ayran’da Bursaspor logosu duruyor. Bu neyi gösterir? Bursasporlu bir başkan bu belediyeden geçmiş. Hala izleri sürüyor. Yüzde10 işini ben bütün firmalar için planladım. Kimsenin yeltenmediği şeyler bunlar. Neden? Bursaspor ileride kimseye muhtaç olmasın. Her zaman en azından ekonomisini döndürsün. Bunun için bu işe sevdalı adamlar lazım. Bunla dertlenecek insanlar lazım. Dert edilirse çözülür. Biz belediyeden para akıtmadık Bursaspor’a. Ama bulmak için kapı kapı dolaştık. Somut örnek veriyorum. İşte Kardelen Şeker, işte BESAŞ, işte Uludağ Gazoz. Mehmet Erbak orada. Gidin sorun. Ama bunlar olmadı. Bu kadar basit şeyleri yapamadılar. Bizim hazırladığımız, bizim çalıştığımız projeleri hayata sokamadılar. Stadyum yaptık. 60.000 liraya kiraya verdik. Kira ödenmedi. Hala biz hesap veriyoruz. Stadın altında dünya kadar iş yeri var. Boş duruyor. Senin şehrin göbeğinde iş yerin olsa boş tutar mısın? Bunlar tutuyor. Yazık günah değil mi? Gidin bakın Antalya stadının altında ne var? Her taraf lokanta, restoran, mağaza… İnsan şehrin merkezinde, metronun dibinde, bu kadar çok iş yerini boş tutar mı? Timsahın kafasında 2 tane salon var. Biri 1000, diğeri 700 . Orada niye bir organizasyon yapmıyorsun? Kulübe gelir getirir. Bunlar yönetimin yapacağı işler. Stadın arsasını belediye aldı, stadı belediye yaptı. Dükkanın kirasını da belediye mi versin? Protokoldeki masa sandalyeleri bile biz belediye olarak yerleştirdik. Dediğim gibi yapılacak çok iş var ama bu işleri yapacak sevdalı insanlar lazım.

+Şimdi hep projelerinizden bahsettik. 8 yıl Büyükşehir Belediye başkanlığı. Belki de Bursa için en kritik dönemde yapılmış bir görev ve 1000’e yakın proje. Tabii ki her proje planlandığı gibi gitmiyor. Sizin daha iyi yapılabilirdi, eksik kaldı ya da yanlışlıklar yapıldı dediğiniz bir proje var mı?

-Çok yok. Aslında planlandığı gibi gitmeyen kentsel dönüşüm. Ben tüm şehir gelsin yenileyelim istedim. Fakat o dönem Osmangazi ve Yıldırım belediyeleri bize dosyaları dahi göndermediler. Vatandaş bana soruyor. “Kentsel dönüşüm niye hep Nilüfer’de yapıldı?”  Bana dosyalar gelmedi ki. Nilüfer’de adam müteahhitlerle görüşmüş. Diğer ortakları ikna etmiş. Proje hazır geliyor bana. Sadece inceleyip onay veriyoruz.  Bunda hiçbir yanlışlık yok. Olması gereken şey bu. Bana gelen o 180 daire şimdiye dek çöküp ölebilirlerdi. 2 tanesi daha deprem olmadan kendiliğinden çöktü. Adam diyor ki bina yeni yapıldı. Yeni ama çürük yapıldı. Yeni ama kumu kum değil, demiri olması gerekenin yarısı kadar, beton hazır değil elle dökme beton. Yapan yöneticiler sorunları bildiğinden onlar topladılar siteleri. “Bu binalar çürük, 99 depremini gördük. Biz bunları 92’de yaptık. Hasar aldı. Yenilememiz lazım.” diye sitelerini topladılar. O yüzden oradan başladı. Bunu Osmangazi ve Yıldırım’da fazla yapamadık. Dosya gelmedi elimize çünkü. Binaların durumunu bilmeden kentsel dönüşüm veremezdik. Ayrıca vatandaş da sorun yarattı. Diyor ki “Benim 4 katlı evim var. En az 4 daire isterim.” “Dairemle aynı metrekarede isterim.” Tamam da senin 4 katlı evin toplasan yeni yapılacak sitede 1 daire parası etmiyor. Ona rağmen sana 2 daire veriliyor. Niye sıkıntı çıkarıyorsun? Tanesi 100.000 liradan 4 dairesi var. Daire başı 450.000 lira istenen siteden 4 daire istiyor. “1 daire olsun gerekirse yeter ki sağlam evde oturayım.” demiyor kimse. İlk kentsel dönüşümü biz Nilüfer Sitesi’nden başlattık. 180 daireli bir siteydi. Bize geldiklerinde daireleri 100.000 lira etmiyordu. Daha kazmayı vurduk, temel atmadan 750.000 liraya fırladı. Yüzme havuzundan, spor salonuna her şeyi var. Bunlar kooperatifti. Kim kaybetti burada? Vatandaşın binası yenilendi, değeri arttı, müteahhit de zarar etmedi. Müteahhit çok para kazanamaz kentsel dönüşümden. Ama en azından az da olsa bir şeyler kazandı. Sonuç olarak Bursa kazandı. Dışarıdan baktığında çökmek üzere olan binalar yerine şıkır şıkır lüks binalar görüyorsun. Şehre değer katıyor. Depreme dayanıklı, şıkır şıkır binalar şehre değer katmaz mı? bize kalsaydı şimdiye kadar Yalova yolu, Ankara yolu, İzmir yolu hepsi yenilenmiş olacaktı. Ama bakarsan kentsel dönüşümü biz niye tam yapamadık? Halkın bilinçsizliğinden dolayı yapamadık. Biz hiçbir belediyenin yapamadıklarını yaptık. Hangi belediye gölet yaptı Türkiye’de? Hepsi bizden sonra başladı. Gaziantep, Bakırcılar Çarşısına bizden sonra başladı. Konya bizden seneler sonra yaptı çarşısını. Bursa hep öncü oldu. Bizden önce kimse kırsala köye yatırım yapmadı. Kimse tarım şirketi kurmadı. Bursa hepsinde öncü oldu. İş kentsel dönüşümde sadece belediyeye değil biraz da halkın bilincine bakıyor. Mesela ben şu an otopark yapıyorum değil mi? Vatandaş arabasını koymuyor. Emirsultan’a kapalı otopark yaptık. Vatandaş paralı diye arabasını koymadı. Buranın elektriği var, suyu var, bekçisinin maaşı var, asansörü var, bakımı var. Ne yapsaydım? Bedava mı yapsaydım? Ama vatandaş gittikçe alıştı. Şimdi en az yüzde 70 daha çok araç var. Haşim İşcan caddesine yaptığımız otopark yeni yeni dolmaya başladı. Otopark yap demek kolay da otoparka araba koyacak insan yok. Para vermemek için sokaklara bırakıyorlar.

Şimdi çok kolay otopark yapmak. Ben belediye başkanı olsam her semte otopark yaparım. Adam arabasını koyacak, aidatını ödeyecek. Benim için bir kaba inşaat zaten. Ama halkta bilinç yoktu. Bedava olsun istiyor her şeyi. Bedavaya bir şey var mı? Sen arabanı sokağa bırakmayacaksın, kapalı yere koyacaksın, başına bekçi dikeceksin, elektrik yakacak, kamera sistemi çalışacak ama bedava olacak öyle mi? O belediye batar! Belediyenin bir şey yapabilmesi için halkın aynı bilinçte olması lazım. Şimdi kentsel dönüşüm çok kolay. Ben şimdi şuraya girerim, herkese imzayı attırırım. Ben yüzde 85 imza attırmıştım 1050 Konutlar’da. Şu an girsem en az yüzde 98 attırırım!

+Hiç hız kesmeden devam edelim o zaman. Sizin başkanlığınız döneminde RUMELİSİAD gibi, BALKANSİAD gibi dernekler ve Rumeli ve Balkan ülkeleriyle aramızda bir gönül köprüsü kuruldu. Gerek kurumlar arası gerekse belediyeler arası dostluk anlaşmaları, destek anlaşmaları yapıldı. Sizce siz görevi bıraktıktan sonra bu gönül köprüsü zarar gördü mü?

-Herhalde. Benim, Bursa’da belediye başkanlığımda ne yapacağımı sorsanız aklıma çarşılar gelir, kamberler parkı gelir ama Balkanlar gelmezdi. Ne zaman ki seçildik, bütün Balkanlar bize aktı. Herkes “Bursa’da Balkan kökenli bir belediye başkanı seçilmiş.” diye akın etti. Benim dedelerim gelmiş. Annem ve babam Bursa doğumlu. Bir dedem Üsküp’ten, bir dedem Filibe’den gelmiş. Bir dedem Minareliçavuş’a, diğer dedem Demirtaşpaşa’ya yerleşmiş. Babam da ben de Demirtaşpaşa doğumluyuz. Sonuç olarak dedelerimiz Bulgaristan ve Makedonya’dan gelmişler. Balkan kökenli bir belediye başkanı olunca talep yağdı. Biz de ister istemez bir Balkanlara açılmış olduk. Bir gittik gördük ki bizim orada olmamız lazım. Bunların hepsi bizim şehirlerimiz. Bugün Bursa’dan Viyana’ya kadar kurulan tüm şehirleri Türkler kurdu. Bakın İstanbul, Bulgaristan’dan 100 yıl sonra fethedildi. 100 yıl sonra İstanbul alındığında kale içindeydi. Hakeza Bursa da öyle. Üsküp, Belgrad, Bosna… Hepsi kale içindeydi. Kale dışı şehirleri hep biz kurduk. Biz bunu oraya gidince anladık. Bizim kültürümüz burada. Ecdada buradakinden 10 kat fazla saygı var. Bugün hala Balkanlarda camiye girdiğinizde Yeşil-Beyaz Ay-Yıldızlı Rumeli Beylerbeyliği sancağı var. Biz diyoruz ki gerçek ecdad orada. Şehirler bizim. Anadolu’da görmediğimiz kadar saygı görüyoruz. Bugün bile Balkanlar’da Amerika var, Rusya var, Çin var, AB var, Vahhabi-Suud devletleri var. Hala en büyük tehlike Türkler. Türkler 700 yıldır her yerde var. Biz orada eski Osmanlı mimarisini bozmadık. Bizim girişimizden sonra Aşure cemiyetleri, sünnet cemiyetleri, iftar cemiyetleri, Kosova’da Murad Hüdavendigar’ı anma törenleri başladı. Hala devam ediyor yalnız elbette eski randıman yok. Eskiden bizim yaptığımızı artık kendileri de yapmaya başladılar. Bulgaristan’da belediyeler aşure dağıtmaya başlamış. Biz açtık önünü. Komünizm çok büyük yara açmış. Cemiyet yapmaktan korkar hale gelmişler. Sadece Balkanlar değil. Batum’a gittik. O kadar kalabalık bir iftardı ki, caddelere sığamadık. Bizden sonra Konya, Samsun ve Manisa da gitti. Bizimkiler yavaşlayınca onlar da yavaşlamış ama.

+Sizi gerek geçmiş, gerekse gelecek konusunda çok heyecanlı gördüm. Formunuzdasınız. Sıradaki sorum şu: siyasi kariyerinizin bittiğini düşünüyor musunuz?

-Biz bunları yaşadık. Tabii şevkle anlatacağız. Soruya gelince ben görevde değilim. Yarın sabah ne olur onu da bilmiyorum. En nihayetinde benim 24 yıl Büyükşehir’e hizmetim var. 8-9 yıl başkanlık ama 24 yıldır alınan her kararda imzam var. Her komisyon kararında imzam var. Belediyenin 24 yıllık uygulama hafızasıyım. Böyle bir birikime sahip olan başka kimse yok. Siyasi kariyerim başlayalı olmuş 45 sene. Lazım olursak faydamız dokunur. Biz hep tecrübeli, fikir üretecek adam aradık. Bu işler kolay işler değil birikimli adam olması gerekiyor. Para bulunur, imkan bulunur. Önce proje. Proje güzelse illaki alıcısını bulur. Biz Şarık Tara’ya Paşa Yiğit Bey Türbesi projesini ilettik. 7 tane bina yıkıldı. Bir de kültür merkezi yapıldı. Şarık Bey sponsor oldu. Oradan beni aradı ve dedi ki “Üsküp ve civarında ne varsa yapmaya hazırım.” Ağlıyordu telefonda. Demek ki neymiş? Proje güzel olursa yapacak adam var!

+Peki mevcut belediyede başkanlık mevkiinde şu an siz olsaydınız, neleri farklı yapardınız?

-Şöyle bir şey söyleyeyim. Mevcut belediye hakkında konuşmak bana yakışmaz. Bakın, bizim icraatlarımız burada. Tarihi eserler, Balkanlar, sportif alan, sahiller, kentsel dönüşüm… Hepsi burada. Hepsi rakamlarla kayıtlarda var. Mevcut belediyeyi değerlendirmek bizlik iş değil. Ama Bursa’daki tüm belediyeler, tüm kurumlar acilen kentsel dönüşümün önünü açmalı. Kendim yapacağım diye uğraşmamalı. Yaptırmalı. Yapabilecek herkese destek vermeli. Olabildiğince hızlı olmak mecburiyetindeyiz. Bursa’nın yüzde 60’ının yıkılıp yenilenmesi lazım. Biz yenilemezsek deprem yenileyecek. Bu önce vatandaşın görevi. Vatandaş “Ben bu çürük binada oturmuyorum. Burayı yenileyene kadar pılımı pırtımı toplayıp köye gidiyorum!” demeli. Vatandaş binayı kentsel dönüşüme zorlayacak. Vatandaş “Beni çürük binada oturmaya mahkum edemezsiniz! Beni burada çoluk çocuğumla ölüme terk edemezsiniz!” diye tepki göstermek zorunda. Bina çöktükten sonra gidip orada hangi yüzle konuşuyorlar? Ben anlamıyorum.

+Şimdi, elbette hepimiz kendi büyüklerimizden, dedelerimizden, babalarımızdan bu dünyayı devraldık. Tabii ki siz de kendi dedelerinizden dünyayı devraldınız. Torunlarınıza, çocuklarınıza devredeceksiniz. Devraldığınız dünyadan daha iyi bir dünya bırakmak için elinizden geleni yaptığınızı düşünüyor musunuz? Kısacası sorumuz, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için yeterince çabaladığınıza dair vicdanınız rahat mı?

-Ne demek ya? Ömrümü verdim. Her gün gece 2’ye kadar çalıştım. Sabah 8’de işimin başındaydım. Ekibimizle gece gündüz çalıştık. İlgilenmediğimiz konu kalmadı. Az önce konuştuk. Hangi belediye baraj yapmış? Hangi belediye gölet yapmış? Dünyada hangi belediye çocukları tarihle iç içe büyüsün diye bizim kadar uğraşmış? Bir tane gösterin. Yok böyle bir şey. Bunun tarihte örneği yok. Bu görülmüyorsa yazık gerçekten. Böyle bir şey var mı? Gemi işletmesi mi vardı? Gemiler bak vızır vızır çalışıyor. Uçaklarımız çalışıyordu, yeni uçaklar katıyorduk. Siz Yunuseli’nden belediye uçağıyla gidecektiniz. Uçak biletinizi Bursa Havayollarından alacaktınız. İstanbul’a 15 dakikada gidecektiniz. Biz sizden doğru dürüst para bile almayacaktık. 3 tane uçak için anlaşma bile yaptık. Her şeyi hazırladık. Valizinizi Yunuseli’den verecektiniz, Almanya’da alacaktınız. Yurtdışı uçuşu olanlardan hiç para almayacaktık. İstanbul’daki uçağınızın biletiyle buradan aktarmalı gibi uçacaktınız. Yarım saatte bir sefer planladık. Bunları bizden önce, bırakın yapmayı, düşünen bile olmamış. Bize kadar “Tarihi eserler Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı, biz niye restorasyonla uğraşalım?” diyorlardı. Ne demek ya? Bu şehri ilgilendiren her şey bizim işimiz! Bu şehrin takımının UEFA Şampiyonlar Ligi’nde oynaması elbette ki bizim işimiz. Bu şehir 3. Lig takımı mı hak ediyor Allah aşkına? Niye Şampiyonlar Ligi oynamasın? Biraz el atılsa, en kötü Avrupa Ligi’nde oynar. Bu statlar onun için yapıldı. Daha ne çalışacağız? Bizde çılgın projeler vardı. Sadece şu tarihi eserler kitabında 758 tane proje var. El atılmadık tarihi eser kalmamış. Bunlar 1-2 yıllık değil 24 yıllık çalışma. Biz daha koltuğa oturduk. Ördekli Hamamı için kolları sıvadık. Bizden önce Mimarlar Odası aldı. Yapamadılar. Gününü bekledik. Dolduğu gibi başladık çalışmaya. Bunlar takip ve birikim isteyen işler. Ben daha seçilmeden projelerim hazırdı. Her şeyin komisyonu vardı. Komisyonları daire yaptım. Aziz Elbas Tarih ve Kültür Komisyonu başkanı, BUSKİ’de haritacıydı. Bayram Vardar, Fen İşleri Komisyonu başkanı, Gürsu Belediyesi’nde çalışıyordu. Ulaşım Komisyonu başkanı Levent Bey, 11 yıl sonra benimle Genel Müdür oldu. 11 yıl benim yanımda fahri olarak koşturdu. Bunların hepsinin altyapısı yapıldı. Hepsinde örnek olduk. Daha nasıl çalışılacak? Belediyede biz gelene kadar 8 tane tarihi kültürel proje yapılmıştı. Biz 758 tane yaptık. Bu kadar çalışan dünyada belediye veya kurum yok! Bakın Tophane’nin kapısı. Daha evvel belediye tarafından yıkılmıştı. Cadde açılmıştı. Sönmez ailesi yandaki konağı aldı. Konağın tescilini kaldırdık. Cadde 7 metreydi. 9 metre yaptık. Bu taşların tamamı 2400 yıl önceki gerçek ölçüleri. Hiçbir taşı rastgele koymadık. Kapının üstündeki kitabe, Yeşil’deki müzede, taşların altından bulunup çıkartıldı. Orijinal kitabe, oraya atılmış. Bu kapıya alelade bir kapı gibi bakmayın. Üst üste taş konmuş bir şey değil bu. Bu taşların hepsi Osmanlı zamanındaki gravürleriyle birebir. Gravürleri alın, yan yana koyun. Birbirlerinden farksızlar. Taşların ölçülerine kadar orijinal. Biz bütün bu projeleri dünya çapında adamlarla çalıştık. Ben SUKAYPARK’ı kurdum. Dünya’nın en kaliteli su kayağı tesisi seçildi. Ödüller aldı. İlk yıl Avrupa, ikinci yıl Dünya Şampiyonası yaptık orada. Tescilli en kaliteli su kayağı tesisi Bursa’da. Suyun olmadığı yere su kayağı tesisi yaptık. Ama kimlerle yaptık? Dünyanın en iyileriyle çalıştık. Ulaşım danışmanımız Dr. Brenner. 33 başkentin ulaşımını planlayan adam. Şimdi 80 yaşında. Biz öyle kafamıza göre bir iş yapmadık. Stadımızın çatısı hiçbir yerde yok. Öyle bir stadyum var ki orada. Biraz tanıtımı olsa dünyada ilk 5’te konuşulacak stadyum. Bu stadın çatısıyla, aynı dönem yapılan Beşiktaş stadının çatısıyla arasında uçurum var. Bizim çatı sistemimiz, açma germe membran sistemi. İnşaat mühendisliği fakülteleri geldi burada ders yaptı. Ama insanlar bunu ne kadar biliyor? Biz 1800  stadyum yaptık, Beşiktaş 1200  stadyum yaptı. Bizim maliyetimiz 3’te biri kadar.

+Teşekkür ederiz. O zaman son sorumuzla devam ediyoruz. Siz 2017 yılında görev süreniz bitmemesine rağmen görevi bıraktınız. Görevi bıraktığınız için pişmanlık, kızgınlık ya da öfke duyuyor musunuz?

-Yok. Yani pişmanlık, kızgınlık derken biz çalışıyorduk. İşimizin başındaydık. Herhangi bir sıkıntımız yoktu. Herhangi bir konu da yoktu. İstifa etmemiz gerektiği söylendi. Neden olduğunu bilmiyorum. Hala da anlayabilmiş değilim. Bilen varsa bana da söylesin.

+Kuşaktan Kuşağa’nın bu bölümünde konuğumuz Sayın Recep Altepe’ydi. Kendisine bizi kırmadığı ve tüm sorularımıza cevap verdiği için çok teşekkür ediyoruz. Biz verelim kıssayı, çalışma gayreti içindeki sevdalılar alsın hisseyi…

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.