SON DAKİKA
Hava Durumu

Gavs-I Sani Hazretleri İstanbul’a geldi!

Yazının Giriş Tarihi: 19.06.2019 10:35
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.06.2019 10:35

Yaşadığımız bu dünya hayatında iki boyut vardır.
Birincisi zahiri boyut ikincisi ise manevi boyuttur.
Günlük yaşantımız ve koşuşturmalarımız zahiri boyutun içindedir.
İşin bir de manevi boyutu vardır ki; bu da lâzımdır.
Ne demişler; tek kanatlı kuş uçmaz.
Maddiyatımızı geliştirmek için uğraştığımız gibi manevi yönümüzü geliştirmek için de bir şeyler yapmamız, çaba harcamamız gerekir.
Bunun yolu da Allah dostlarının sohbet ve terbiyesinden geçer.
İşte bu yolda zaman içinde tasavvuf yolları meydana çıkmıştır.
Biz Türklerin Anayurdu olan Orta Asya’da,  başta Türkistan ve Özbekistan olmak üzere Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan  gibi ülkelerin yer aldığı 5 milyon kilometrekarelik geniş bölgede Hoca Ahmet Yesevi, Şah-ı Nakşibend, Seyyid Emir Külal, Hoca Arifi Rivegeri, Hoca Ali Ramiteni, Abdülhalık-ıl Gücdevani, Mahmudi Enciniir Fağnevi…vb gibi çok büyük tasavvuf üstadları yetişmiştir.
Bu mübarek zatlar zahiri ve batıni ilimlerde zirve noktasında olan çok özel insanlardır.
Manevi tasarruf ehlidirler.
Türk milletinin manevi irşadının öncüleridirler.
Semerkand, Buhara, Taşkent…vb gibi ilim ve irfan merkezlerinden bütün dünyaya ışık saçmışlardır.
Bütün dünyaya medeniyet ve ilim buradan yayılmıştır.
Bunlar içinde Hz. Peygamber Efendimizin (SAV) soyundan gelen Seyyid Emir Külâl Hazretleri (KSA) aynı zamanda bir Türk Tarikatı olarak bilinen Nakşibendi Tarikatı’nın kurucusu Şah-ı Nakşibendi Hazretleri’nin de şeyhidir.
Emir Külâl Hazretleri’nin oğlu olan ve Bursa’nın manevi komutanı olarak kabul edilen Emirsultan Hazretleri ise manevi bir işaret sonucu ve özellikle de Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid’i irşad etmek gayesi ile Bursa’ya gelmiştir.
Bu tür zatlara “Padişah Mürşidi” denir.
Nitekim Yıldırım Bayezid’in kızı ile evlenmiştir.
Bu işlerin hepsi manevi işaret ve istihare neticesinde olmuştur.
 ***
Osmanlıyı 600 yıl cihan hâkimi kılan anlayış; İlâyı Kelimetullah ve Nizam-âlem dâvâsıdır.
Osmanlı Padişahlarının yanında bir de manevi büyük zat bulunur, onunla ülke ve millet meselelerini istişare ederlerdi.
Bu olaya biz “İki denizin buluşması” diyoruz.
Fatih Sultan Mehmed Han’ın yanında nasıl Akşemseddin Hazretleri varsa Yıldırım Bayezid’in yanında da Emirsultan Hazretleri gibi büyük bir mânâ devi vardı.
Osmanlı bu sayede “Cihan Hâkimiyeti Mefkuresi”ni dava edinmişti.
Osmanlı’nın davası, kuru kuruya bir cihangirlik ve topraklarını genişletme davası asla değildi.
Allah’ın (CC) davasını dava edinmişti Osmanlı.
 ***
Şimdi günümüze dönecek olursak; zahirde Recep Tayyip Erdoğan var devletin başında.
Maneviyatta ise zamanın Gavsı Seyyid Abdülbaki Hazretleri (KSA)var.
Şu an için bunların Osmanlı’da olduğu üzere birlikte çalıştıklarını söyleyemeyiz.
Ancak benim kişisel görüşüme göre o zamanki durumun bir benzeri olduğunu düşünüyorum.
 ***
Bu mübarek zat şu an İstanbul’a gelmiş bulunmaktadır. Kurtköy Tepeören’deki Kasr-ı Arifan’da her gün binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir.
Allah dostlarını ziyaret edip dualarını almakta fayda vardır diye düşünüyorum.
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.