SON DAKİKA
Hava Durumu

Unutmayalım, unutturmayalım…

Yazının Giriş Tarihi: 15.04.2023 17:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.04.2023 17:51

Biliyorum çok unutkan bir milletiz.

Ama ne olur yaşadığımız bu son acıyı, bu büyük felaketi unutmayalım, unutturmayalım.

Felaketin yaşandığı bölgede yaşanan acıyı gündemde tutarak, coğrafya kader midir diye arada bir sormaya devam edelim.

Ancak böylelikle hem yönetenlerdeki hem de insanımızdaki duyarlılığı devam ettirebiliriz.

Evet, yaşadığımız coğrafya kader midir bilinmez ama kader olmamalı dediğinizi duyar gibiyim.

Deprem bir doğa olayı, elbette olacak, yer altında birken gerilimin

bir anlamda dışa vurumu, enerji boşalması.

Tarihler boyu böylesi büyük felaketler olmuştur, olacaktır da hiç şüphesiz.

Seller, yangınlar, kuraklık, tsunamiler

kaçınılmaz.

Yüzyılın felaketi idi, bir ay öncesine kadar yaşanan, üstelik geliyorum diye diye.

Şubat’ın 6’sının, kör karanlığında, buz kesmiş bir kış, alaca karanlığında dara düşen 11 koca şehir.

Her biri Güneydoğu’nun incisi, her biri sıcak, güzel insanların diyarı. Hatay’ı, Adıyaman’ı, Antep’i, İskenderun’u, Kahramanmaraş’ı, Urfa’sı ve daha bir çok şehrimiz.

Canımız Güneydoğumuz, yok oluverdi bir gecede. Ardı ardına yıkıldı yuvalar, inim inim inleten bir acı ile iskambil kağıtı gibi adeta yıkılıverdi üzerlerine sabahın kör karanlığında.

Derin uykularda söndü hayatlar.

Yürek sızlatan çığlıklarla feryatlarla,

1999 depremi daha dün gibi!hafızalarımızda. 17 Ağustos gece 3’ü iki geçe, aynı korku aynı acı yaşanmıştı.

23 yıl olmuş üzerinden geçeli, koca 23 yıl, peki ders aldık mi? Maalesef hayır.

Yine bu deprem de de alınmadığı gibi. Peki niçin bu kadar rahatız. Niçin zamanında alınması gereken

önlemleri geç alıyoruz. Niçin ödediğimiz vergiler tam anlamıyla yerini bulmuyor. İnsan canı bu kadar mı ucuz, bu kadar mı değersiz. Niçin bir felaket sonrası kaderimize terk ediliyoruz?

Yönetenlerimiz, Kızılay’ımız, Afad’ımız daha başarılı olamaz mi? Niçin yaralarımızı daha çok yine vatandaş

okarak kendimiz sarmak zorunda kalıyoruz?

İşte her seferinde görüyoruz, deprem geliyorum demeden, ansızın geliyor.

Çok şükür, yine hatırı sayılır iş insanımız, sivil toplum örgütlerimiz, duyarlı sanatçılarımız, hayırsever vatandaşlarımız ve gönüllülerimiz

var ülkemizde.

En büyük teşekkürümüz de yardıma koşan, gelip yaralarımızı saran dost ülkelere.

Almanya’dan , Kanada’dan, İspanya’dan

Brezilya’dan , Meksika’dan uzanan eller

ve daha birçok yerden koşup gelenlere…

Bu kez yitip giden canlar, yarım kalan hayatlar, sönmüş umutlar, hayaller mutlaka ders olacaktır diye umut ediyorum.

Yarım kalan hikayeler, mezar olan yuvalar dehşet verici büyüklükte ve üstelik gerçekten çok acı.

Yeni aldıkları dairelerine taşınma sevinci yaşayan da vardı, henüz evliliğinin baharında olanlar da…

İş yeri yerle bir olan marketler zinciri sahibi de vardı, henüz başını sokacak evi olmayıp kirada oturan da…

Çekime giden muhabir şöyle diyordu;

Hatay’ın en zenginleri ile günlerce aynı araçta uyuduk, en zengin kuyumcuları ile sıcak yemek sırasında bekledik…

Bir başka hikayede, bir gözü yaşlı baba sofrada yirmi çeşit kahvaltıyı beğenmeyen oğlu için söylüyordu bu sözleri.

Kışın ortasında bir çoraba, bir hırkaya bir temiz yastığa muhtaç olan gözü yaşlı isanlar, çaresiz babalar, umutları yitip giden masum çocuklardı geriye kalan…

Allah bir daha böyle bir acı, böyle bir korku, böyle bir çaresizlik yaşatmasın.

Bu topraklarda deprem kaderimiz olmasın artık ve özellikle de ihmalden kaynaklı hazin tablolar yaşamayalım.

Sevgiyle kalın.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.